Yatsı namazından sonra olur olmaz sohbetler yapılmaz derler ya, ben de o akşam erken yatmayı tasarladım. Sağ kol üzerine yatıyorum. Sağ elim, yanağımın altında. Henüz besmele çekerken, dışarıda biri: “pıst, pıst, pıst” diye fısıldadı. Bu o olacak. Şifremiz buydu. O sureyi bitirdikten sonra, balkona çıktım. “Atla” dedi. Kotumu giydim ve fırladım. Nereye gideceğimizi söylemedi.
İlkönce simit poğaçaya gittik. Ben çok korkttum. Ehliyetini henüz almıştı. Bir bakarsın yapıştırırız suratımızı duvara. Allah korudu bizi. Sağ salim yetiştik. İğreniyordum, ama hatırını kırmadım. Yedim. İki tane. Dışarıda iki araba çarpıştılar. Tam bizim önümüzde. Kendi gözlerimle gördüm kazayı. Biri öldü, üçü de yaralandı. Komadaydılar.
Vakit geçince, sokaklara köpekler hâkim olmaya başladılar. Birileri iktidarda, ötekileri muhalefette. Darbe girişimleri oluyor. Başarısız. İniltiler. Bir kısmı eşkıya soyunmuş, gelen geçene hesap soruyor. Biraz ötede, küçük bir grup savaş ediyor. Uzaktan liderin dediklerini uyguluyorlardı.
Dostum simit poğaçalarını yedi. Arabaya gidinceye dek, defans oynadık.