23 Ekim 2021

Doyamıyorum

ile oktay
0
(0)

Vallahi bu, Güncel’in odasına kapanmasının yirmi, yirmi birinci günü oluyordu. Zaten Üsküp dedikodusu bunu farketmez mi? Hemen teşhis koyuldu: bu adam deli.

Adam delirdi diye falan bir şey yoktu. Ama sanki bu denize dizlere kadar girmişti. Geçenlerde bana:

-“Sen bir yıldıza oturup da, bir tarafın yanarsa, doktora başvurur musun?” diye sordu.

Şaka zannederek ben de:

_”Doktora değil, ama eczaneye baş hapı almaya mutlaka” şeklinde cevap verdim.

Güncel bir ara durakladıktan sonra:

-“Yine de sen doktorla bir görüş. Belki işideceğin şeyler var” dedi.

O günden beri ben de taktım kafama: Güncel galiba gerçekten de kendisine yabancılaşmaya başlamış. Üç haftalık oda kapanışını işitir işitmez, hemen ailesini aradım, durumu kaynağından öğrendim.

Anlaştık. Cuma günü öğleden sonra ailesini ziyaret edip, Güncelıi odasından çıkarmaya kandıracaktım.

Oda kapısına bir iki defa vurdum. Hemen kendimi takdim ettim. Kendisinden iki misli daha genç olduğum için, oğlu gibi sayardı. Yazı yazmakla uğraştığımdan dolayı ise, benimle gururlanırdı.

Odada bir hareketli sesler işidildi. Her halde odayı araladı. Kapıyı hemencecik açtı. Girdim.

-“Merhaba Güncel Amca. Nasılsın?”

-“İyi değil delikanlı. Şu yatakta Nejlâının yattığını kimse kabul etmiyor. Oysa baksana, ne güzel uyuyor.”

Odanın tek yatağı boştu. İşi çakarak:

-“Haklısınız. Hiç mi uyanmıyor?”

-“Ara sıra gözlerini açıyor, ama haftalarca kalkmıyor. Üstelik…bak” dedi ve sol elinin üst kısmını öyle sertçe ısırdı ki, kanadı. Ne yapacağımı şaşırdım. Elini yalayarak ıslak gözlerle:

-“Ne güzel kan değil mi? Doyamıyorum.”

Yazıyı beğendiniz mi?

Click on a star to rate it!

Ortalama oy 0 / 5. Vote count: 0

No votes so far! Be the first to rate this post.

Yazıyı beğendiniz mi?

Click on a star to rate it!

Ortalama oy 0 / 5. Vote count: 0

No votes so far! Be the first to rate this post.