Ay: Ekim 2021

23 Ekim 2021

Gölge

Dokuz haftadır Üsküp sıcaklığı delirtti. Hep 40 civarında. Yürüse, terler; yatsa, terler; duş alsa, terler. Masadaki tiyatro biletlerine baktı. Bu sıcaklıkta gidilir mi? Kitabı açtı. Okumaya başladı. Okudu. Gibi. Alnından ter akıyordu. Elinin tersiyle alnından gözlerine giren terleri sildi. Telefon çaldı. Niye insanlar beni arıyor der gibi ters ters telefona baktı. Ters çevirdi, durdu. Kalktı. Su içecekti. Bardak aldı. Açılan dolap kapısına kafasını öyle çarptı […]

23 Ekim 2021

Gelecekleri Yoktu

Eski komşumuzun biri kız, öteki erkek, iki çocuğu vardı. Erkek olanı dört, büyüğü altı yaşında. Çok sevimli ve tatlı birer yaratıklardı. Kanları kaynıyordu. Her gün bize gelip, benimle gülüp eğleniyorlardı. Onlarla şakalaşırdım. Ancak, kendilerini birer büyük şahsiyet olarak kabul eder, yetişkinlere gibi ciddi tavırla hitap ederdim. Böylece çocuklar kendilerini bir ara bile olsun daha büyük hisseder ve buna inanıyorlardı. Kendileriyle “yetişkin seviyede” konuşmaktan zevk duyarlardı. […]

23 Ekim 2021

Doyamıyorum

Vallahi bu, Güncel’in odasına kapanmasının yirmi, yirmi birinci günü oluyordu. Zaten Üsküp dedikodusu bunu farketmez mi? Hemen teşhis koyuldu: bu adam deli. Adam delirdi diye falan bir şey yoktu. Ama sanki bu denize dizlere kadar girmişti. Geçenlerde bana: -“Sen bir yıldıza oturup da, bir tarafın yanarsa, doktora başvurur musun?” diye sordu. Şaka zannederek ben de: _”Doktora değil, ama eczaneye baş hapı almaya mutlaka” şeklinde cevap […]

23 Ekim 2021

Burnunun Önündeki Ölüm

Sabaha karşı saat üçte yattı. Uykusu delikliydi. Bu, uyku değil, adeta bir işkenceydi. Bazen birkaç gece ardı ardına tekrarlanıyordu, öyleki uykudan korkuyordu. Uyku, bir nevi hayat mücadelesi kavramını benimsemişti. Ölümle sık sık burun buruna gelmek, birbirlerinin yüzüne bakmak, kendisini çok yormuştu ve…korkutmuştu. Nefesi sıralı ve düzgün bir şekilde değildi. Tempo yoktu. Nefes alıyor, uzun bir süre tutuyor, koyveriyor. Bir ara normal şekilde nefes aldıktan sonra, […]

23 Ekim 2021

ABC

Erken uyandı. Kardeşi kahvaltısına başlamıştı. Bu saatte uyanmağa pek alışık olmadığından ötürü, kafasında ve vücudunda bir kopukluk hissetti. Çok uyuyanlardan değildi, ancak kendi isteği dışında uyanmak zorunda kaldı mı, bir tuhaf oluyordu. Tansiyonu hep alçak olduğu için, bu gibi durumlarda kolay kolay kendine gelemiyordu. Bir kahve, gözlerini açabiliyordu. Yine de, yorgunluk hissinden kurtulmak kolay olmuyordu. Bazen, bu durum yarı, ya da bütün bir gün sürebiliyordu. […]