0
(0)

Bilgisayar önünde oturuyorsun. Monitörde birşeyler çiziyorsun. Yazıya geçiyorsun. Yarattığın kahraman, bir türlü halk kahramanı olamıyor. Hep bilgisayarda kalıyor. Sinirlenip, “delete” tuşuna basıyorsun. Olmuyor. Birkaç kez daha deniyorsun. Silinmiyor. Diskin virüse bulaştığını tahmin etmemene gerek yok. Gereken disketi sürücüye koyuyorsun.

Ekrandan bir el çıkıyor ve burnunu çekip, seni Pinokyo’ya çeviriyor. Sivri burnuna şaşkın şaşkın bakıyorsun. Sonradan bunun burun değil, uzun bir cins biber olduğunu görüyorsun. Çekip, annene pişirmesi için veriyorsun. Elinden kayboluyor. “Hay Allah!” diyerek, odana dönüyorsun. Pantolonların darlandığını hissediyorsun. Önde şöyle şişen bir şey var. Utanıyorsun. Tuvalette bunun yine o biber olduğunu anlıyorsun. Annene tekrar vermek üzere, salona çıkıyorsun. Annen biberi tam alacağı anda, kayboluyor. Bir yandan annene şaka yapmadığını söylemeğe çalışıyorsun, öte yandan olaydan şaşkınlığını gizleyemiyorsun.

Bilgisayarı kapatıyorsun. Kapanmadan önce ekranda kırmızı biber burunlu Pinokyo beliriyor. Yeniden açıyorsun. Pinokyo yok. DOS’un prompt’u çıkıyor. Windows’a giriyorsun. Orada da yok. Pinokyo avına başlıyorsun. Tüm dosyaları teker teker arıyorsun. Yok. Tüm bit-map resimleri bakıyorsun. Yine yok. Kapıyorsun bilgisayarı.

Tam arkanı dönünce, önünde çıplak bir kız seni yatağa atıyor. Kurtulmağa çalışıyorsun. Ne biçim erkeksin sen de ama! İnsan utanır mı şimdi? Kızla savaşırken biberi tekrar buluyorsun.

Yazıyı beğendiniz mi?

Click on a star to rate it!

Ortalama oy 0 / 5. Vote count: 0

No votes so far! Be the first to rate this post.

Yazıyı beğendiniz mi?

Click on a star to rate it!

Ortalama oy 0 / 5. Vote count: 0

No votes so far! Be the first to rate this post.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir