0
(0)

Bir gün şefim, yine beni odasına çağırdı. Kapıyı kapatmamı söyledi. Bu, sana söyleyeceğim birkaç kötü sözüm var, anlamına geliyordu. Otur, dedi. Benden herkes şikâyetçiymiş. Allah Allah. Ne yaptım ki? İşe geç geliyormuşum, haberlerin sırasını alt üst ediyormuşum, dolayısıyla da haberler benden ötürü geç tamamlanıyormuş. Şaşakaldım. Hiçbir zaman en az bile olsun işi aksatmam. Herkes şahidim. Şefimin önerilerini kabul ettim.

Artık saat onbirden bir saniye bile sonra gelmiyordum. Maalesef, haber sorumluları henüz onikide geliyorlar. Olsun, dedim, ben işimi gerektiği gibi yapayım da, onlar ne isterseler yapsınlar, diye düşündüm.

Kim bilir kaçıncı kez, şefim yine beni “rapora” çağırdı. Yine benden şikâyet etmişler. Hayret ya. Acaba nerede “yanlış” bir adım yaptım? Eve giderken, onları sormamışım. Bak bak. Onlar şefimizi bir defacık olsun dinlemediler, ama kendilerini herkes soracakmış. Olağan şey değil. Oysa, işimiz bitmeden eve gittiğim sadece bir defa oldu. Çok acil bir işim vardı. O zaman da, gündeliğimin kesilmesi yerine, birkaç gündeliğim yazılmadı.

Başa çıkamadım. Kitap okumak istiyorum, kitap kahramanları niçin kitap okuduğumu soruyorlar. Ertesi gün, niye başka kitap okumadığımı söylüyorlar. Bir başka gün, kitabı henüz bitiremediğim için şikâyette bulunuyorlar. Hristiyanlarda karganın bir anlamı var. Harfler bilirler. Masallar kuş başı yapıldı, kitaplar yakıldı. Havalar soğukmuş da.

Yazıyı beğendiniz mi?

Click on a star to rate it!

Ortalama oy 0 / 5. Vote count: 0

No votes so far! Be the first to rate this post.

Yazıyı beğendiniz mi?

Click on a star to rate it!

Ortalama oy 0 / 5. Vote count: 0

No votes so far! Be the first to rate this post.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir