Gündeliğimi yazıyorum. Banyo kapısı kapandı. Odama girdi. Üsküp Türkçesiyle cümle kuruluşlarını düşünürken, odaya hoş bir koku yayıldı. Bir göz attım. Saçlarını toplamıştı. Gecelik altında hiçbir şeyi yoktu. Neyi hedeflediğini anladım. Biraz önceki egzersizden hâlâ kendime gelemiyordum, oysa yeni bir taarruz hazırlanıyordu. Soğuk davranırsam fikrinden vazgeçtiririm belki, düşündüm.
Yatak üzerinde uzattığım ayaklarımı toplamış, yazı için masa olarak kullanıyordum. Saat üçe gidiyordu. Bir iki saat sonra komşular işe gidecekler. Ben ise henüz uyumadım. Yatağımı paylaşmayı pek sevmediğim için, kız arkadaşlarımı “ziyarete” hep gündüzleri alırım. Bu akşam olmadı. Evdekileri kilometrelerle benden uzak, evleneceğim kadınla ise dün biraz çekiştik.
Bana yanaştığını hissedince, bir duş yapmaya gidiyorum dedim. Keyfi biraz kaçtı. En azından yarım saat duş altında kalırım, geri dönünce de herhalde artık uyumuştur, diye düşünüyorum.
Sıcak su gerginliğimi attı. Yorgundum. Öğleden sonra içimde kim bilir ne kadar büyük bir gücün varolduğunu zannediyordum, ama iki üç saat spor yaptıktan sonra, her şeyden bıktım. Ben öyleyimdir. Bundan sonra yalnız kalmayı tercih ederim. Düşüncelerimle, duygularımla, yazılarımla başbaşa. Hele hele kocaman yatağımı kimseyle paylaşmak istemiyorum. Bu akşam olmadı. Evine götüreyim dedim, istemedi. Ben de kadın kısmını sokağa atacak durumda değilim.
Banyo kapısının yavaşça açıldığını duydum. Duymamazlıktan geldim. Duş faydalı olmuştu. Gücüm yine ayakta dimdik duruyordu. Suyu kapadım. Havluyla çıkarak, onu güya henüz farkettiğimi yaptım. Beni aldattğını zannederek, içinde biraz sevindi. Yanından geçerek, odaya girdim ve uçaktan düşmüş gibi, yatağa fırladım. Gizlice gelmesini bekledim. İlk önce ellerini hissettim.