-“Hayır canım, hiç sorun olmadı.”
-“Peki, ya cesedindeki iki kurşun?”
-“Evet, vardı…”
-“Bunu nasıl yorumluyorsunuz?”
-“Neyi nasıl yorumluyorum?”
-“İşte, merhumun sol koluna isabet eden iki kurşum…”
-“Zannedersem polis raporunda bir yanlışlık var.”
-“Ne gibi?”
-“Hesaplarda hata olmalı.”
-“Bunu adli tıp ta onayladı.”
-“…”
-“Cep telefonunun cinayette rolü olabilir mi?”
-“Tahminen hayır. Olsaydı bunu kocam da söylerdi.”
-“Kocanızın ifadesini siz nereden biliyorsunuz? Biraz önce almıştık…”
-“Neler söyleyip söylemeyeceğini bilmem büyük mesele değil ki, çünkü biz gerçeği seven insanlarız.”
-“Şüphelenmiyorum. Ama, yine de ifadelerinizde bazı farklılıklar kaydettim?”
-“Ne gibi?”
-“Burada biz soruyoruz, siz cevap veriyorsunuz.”
-“Özür dilerim.”
-“Merhumun kocanızla ilişkisini biliyor muydunuz?”
-“Tövbe, ne ilişkisi?”
-“Affedersiniz, yanlış sordum galiba. Merhumun kocanız ile yakın arkadaş olduğunu biliyor muydunuz?”
-“Bize devamlı geldiğine göre, ne cevap vereceğim malûm.”
-“Lütfen, kesin cevap verelim.”
-“Evet.”
-“Her cumartesi sahilde balık yemeğe gittiklerine ne diyorsunuz?”
-“Bunu ilk defa işitiyorum.”
-“Ya kocanızın merhuma borç verdiği onbeş bin doları? Neden vermiş olabilir? Bir tahminde bulunabilir misiniz?”
-“Kocamın o kadar parası hiç olmadı.”
-“Ya yazar şöhret olursa, herhangi bir yüzdelik telif hakkı isteyecek misiniz?”
-“Ben kitap okumuyorum.”
-“Teşekkür ederim. Gidebilirsiniz. Yeni kısa hikâyeler kitabımı yazmağa başladığım zaman, sizinle tekrar görüşeceğimize ümit ediyorum.”
-“Çok iddialısın.”