BUZ MU? TEŞEKKÜR EDERİM!
Yazın klima altında oturmanın dışında, neredeyse soğuğu hiç sevmem.
Soğuk insanlardan nefret ederim. Küçücük bir gülümseme o kadar mı zor?
Ama yazımın asıl konusu: buz.
Buzu hiç sevmem ve kullanmam. Sıvıların hep normal sıcaklıkta (oda sıcaklığında) olmasını isterim.
Buz dolabında saklanmış suyu içme, aklımın ucundan bile geçmez. Suya buz koymak gibi bir alışkanlığım da yok.
Bunun dışında ne meşrubat, ne de Coca Cola’yı soğuk veya buzlu içerim.
Hatta birayı da hemen soğuk şekliyle içemem. Birazcık oda sıcaklığında kalmasını bekler, sonra içerim. Oysa insanlar buz gibi biraları sever.
Viskiyi ise Amerikalılar gibi tamamen buzsuz içmeyi sevmem ve içinde bir buz küpünün olmasını isterim. Ama sadece bir buz. O kadar. Daha çok buz yerine, buzsuzunu tercih ederim yine.
Bundan olacak ki evime gelen misafirlerime buz çıkaramıyorum. Unutuyorum da saklamayı.
Çinliler gibi Türkler de yazın dahi soğuk içecekler yerine, çayı (veya kahveyi) tercih ederler. Serinlemek için bu çok daha iyi. İçimiz ısındığında, etrafımızı daha serin hissederiz.
Çok soğuk olmayan içecekler, organizmamız için çok daha sağlıklı. Örneğin, yemekten sonra içilen bir bardak soğuk su, yemekte alınan yağların donmasına neden olur. Sıcak içecekler ise sindirimi kolaylaştırır.
Hadi, bir bardak çeşme suyu almaya gidiyorum

Sağda
Medyada devamlı sağlıklı yaşam önerilerine rastlarız. İstemesek de, uygulamasak da hepimiz bunları okuruz.
Herkes tatlı sever, ben tuzlu.









