Category Archives: 4. Boyut

4. Boyut – Türkçe blog.

Bir Hoca Öğrencinin Çalışmadığını Nasıl Bilir?

Üniversite öğrencileri genelde hocalarını pek akıllı görmezler 😀 Yok, yok, inkar etmek yok! Devamlı onlardan üstün olduklarını göstermek isterler. Bunu nasıl yapmaya çalışırlar? Tabii ki onlarla dalga geçerek, sınavda kopya çekerek, çetrefelli sorular sorarak, onları kandırarak… 🙂

Peki, şimdi asıl konumuza geçelim. Hocalar da öğrencinin çalışmadığını birçok yoldan öğrenebilir:

  1. Bütün yarıyıl ses çıkarmayan bir öğrenci, sınavdan sadece birkaç saat önce mail atar ve malzemeyle ilgili bir şey sorar. (Yorum: Sınavdan birkaç saat önce çalışmaya başlamış ve henüz bazı şeyleri görmüş 🙂 )
  2. Yazılı sınavda hoca uzaktayken, öğrenci dik oturur, ama hoca ona yaklaşınca hemen ileriye doğru eğilir. (Yorum: Önünde kopya çektiği kağıdı var ve hoca yaklaşınca kağıdı gizlemek ister 🙂 )
  3. Yazılı sınavda hoca uzaktayken, öğrenci hiç durmadan yazar, ama hoca yaklaşınca aniden öğrenci yazmayı bırakır. (Yorum: Öğrenci kopya çekmektedir. Aksi halde, her zaman yazardı 🙂 )
  4. Yazılı sınavda başka öğrencinin arkasında olan öğrenciyi hoca görmez, ama ikide bir başını sağa sola çıkarıp, hocanın ne yaptığına bakar. (Yorum: Kopya çeker ve yakalanmamak için hocayı takip etmek zorundadır 🙂 )
  5. Yine yazılı sınavda hocaya “Hocam, bir şeyler sorabilir miyim?” diye güya bir şeyler sorar. (Yorum: Hocadan bilgi çekmek ister. Hoca kendi kendisini mi kandırıp, öğrenciye not yazacaktır? 😀 )
  6. Tekrar yazılı sınavda hocaya “Bunu buraya yazdım, ama bunu da oraya yazabilir miyim?” diye soru sorar. (Yorum: Doğru yazıp yazmadığını öğrenmek ister.)
  7. Yazılıda hocaya “Karıştırdım, hatırlatabilir misiniz?” der. (Yorum: Öğrenci hiç çalışmamıştır ve hocadan birkaç puan koparmak ister 😀 )
  8. Sözlü sınavda hiçbir şey anlatmadan, hemen “Şu anda her şeyi karıştırdım!” der. (Yorum: Bir şeyi anlatacaksın da, karıştırıp karıştırmadığını göresin. Hiçbir şey söylemeden sadece ve sadece “hiçbir şey (bilgisizlik)” karıştırılır 🙂 )
  9. Sözlü sınavda hemen “Biraz yardımcı olun.” der. (Yorum: Öğrenci hiçbir şey çalışmamıştır ve yardım değil de hediye olarak not ister 😀 )
  10. Sözlü sınavda “Uyumadım, bütün gece çalıştım.” der. (Yorum: Öğrenci henüz dün akşam çalışmaya başlamış, ama bitirememiş. Hocadan da uyumamanın bedeli olarak not ister 🙂 )

[five-star-rating]

Türklere Göre, İngilizcede “Ö” Sesi Var(mış)…

oe_sesi

Bu konuya önceden de değinmiştim, ama çok sinir bozucu olduğu için, bir daha aynı konuya değinmek istiyorum.

Türklere göre, İngilizcede “ö” sesi var(mış)!!!

Şu örneklere bir bakın, allahaşkına:

Sörvayvır (Survivor), görl (girl), Törki (Turkey), Törks (Turks), vörld (world), börd (bird), vs. vs. vs.

“Ö” sesi Türkçe, Almanca, Macarca, İskandinav dilleri gibi dillerde vardır, ama İngilizcede bu ses kesinlikle yok. Bu kadar saçma bir şeyi kimin çıkardığını bilmiyorum, ama konunun ciddiyetini kavramak için, Google’da “İngilizcede ö sesi” diye arama yapın, ne kadar çok sonuç çıkacağına kendiniz de şaşıracaksınız.

Dikkat edilirse, bu “ö” sesinin varlığı hep “r” ünsüzünden öncedir. Türklere (daha doğrusu, Türkiyelilere) göre. Ama aslında burada “r” ünsüzünden önce bir “ı” ünlüsüdür var olan. Bu “r” sesi biraz geri (gırtlağa) dönük olduğu için, yuvarlak işitilir, ancak “ö” sesi yok.

Uzun lafın kısası, “-ör-” yerine hiç yuvarlatmadan “-ır-“ diye telaffuz edilirse, çok daha doğru olur. İnanın, İngilizce konuşan dünya Türklerin bu “ö” sesli İngilizcesine çok, ama çok gülüyor. Farkında bile değilsiniz… 😀

[five-star-rating]

 

Sakal, Tıraş, Kameralar… ;)

Kapıma habersiz televizyon kameraları gelse, “Olmaz, çünkü henüz tıraş olmadım. Başka defa gelin.”, derim.

Türkiyeli bir erkeğin ise kapısına habersiz televizyon kameraları gitse, “Olmaz, çünkü yeni tıraş oldum. Birkaç gün sonra gelin.”, der.

😉

[five-star-rating]

 

Sabahları Severim…

Birkaç yıl öncesine kadar, hep geceleri çalışırdım. Gündüzleri de bir hayli işim olduğu için, ister istemez uykudan kesmek zorunda kalıyordum.

Artık hayatımı düzene soktum.

Şimdi bütün dünya gibi akşamları normal bir saatte yatar, sabahları erken kalkarım.

Kalkınca ne mi yaparım? İlk önce, uzun uzadıya bir kahve içişim var. En az bir saat. Kendime iyice gelmem lazım.

Kahvemi yudumlarken, tabletimdeki Kindle for Andriod üzerinden kitap okurum. Kahvenin ve kitabın etkisiyle, zihnim çok iyi açılır. Hadi bakalım, var mı sonra beni durduran? 😉

Kahvaltım mutlaka bol olur. Çok yerim. İyi yerim. Masada her şey olacak. Hem vitaminler, hem mineraller, hem proteinler, hem de karbonhidratlar. Ekmeğim tam tahıl olacak. Ardından da bir bardak meyve suyu. Ohhh…

Hadi herkese günaydın… 🙂

[five-star-rating]

İlk, Orta ve Yüksek Öğretim Öğretmenlerine İkinci Dil Öğretimi El Kitabı

Britanya Konseyi (British Council) – Makedonya tarafından 2011 yılında Türkçe olarak yayımlanan “İlk, Orta ve Yüksek Öğretim Öğretmenlerine İkinci Dil Öğretimi El Kitabı” adlı eser internette serbestçe indirilmek üzere herkesin takdirine bırakılmıştır.

Bu değerli bilimsel çalışma, tarafımdan Türkçeye kazandırılmıştır.

“İlk, Orta ve Yüksek Öğretim Öğretmenlerine İkinci Dil Öğretimi El Kitabı” adlı çalışmayı PDF olarak şu adresten indirebilirsiniz.

[five-star-rating]

 

Twitlemek Kolay, Ama Ünlü Twittercı Olmak Zor

Twitter‘in ününü duymayan yok sanırım. Birkaç yılda muazzam başarı elde etti.

Twitter kullanıcılarına bakarsak, iki türleri karşımıza çıkıyor:

1. Tweetleri yaratıcı, teşvik edici, düşündürücü, güldürücü olan kullanıcılar. Bunların tweetlerini herkes merakla okur.

2. Twitter’ı sadece sohbet için kullananlar. Bu tür kullanıcılar sadece modaya uymak için Twitter’dadırlar. Yaw, sohbet için Facebook var. İlla da arkadaşlarınızla uzun uzadıya sohbet etmek isterseniz, ya Facebook’ta kalın, ya da Twitter’da mesaj çekin (DM, direct message). KİMSE, inanın, HİÇ KİMSE sizin bu atışmalı tweetlerinizi okumak istemez.

Bir de cuma geldi mi, Timeline‘ımızı #FF, #FollowFriday veya #Follow hashtag‘larla dolduran kullanıcılar var. Allahaşkına, sizin önerilerinizi kabul edip de onları takip edenlerin sayısı ne kadar, hiç merak ettiniz mi? Ben söyleyeyim: SIFIR! O zaman saçmalamayın, yaw!

Sırf retweet etmek de marifet değil. Sadece bunu yaparsanız, çok az takipçiniz olur.

P.S. Beni Twitter’dan takip etmek isteyenler, haydi buraya

[five-star-rating]