Zıt anlamlı kelimeler arasında bazen sınır koymak zor. Bu sınır nerede başlıyor, nerede bitiyor, pek belli değil. Her şey bakış açısına bağlı. Einstein ne kadar da haklıymış!
Aşk ve nefret arasındaki sınır nerede?
Zevk ve ağrıyı birbirinden ayıran sınır çok ince. Birinden ötekisine hemen geçiliverir.
Var ve yok da aynı. Sadece yönleri farklı.
Her şey ve hiçbir şey nedir ki?
Artı ve eksi aynı. Yönler ters. Sınır nerede?
Ve… normal ile anormali birbirinden nasıl ayırt edebiliriz?
Sınır koymak çok zor. Sınırları zaten hiç sevmiyorum.
Çok ilginçtir ki, Dan Brown‘ın “Da Vinci Şifresi”ni (”The Da Vinci Code”) okuduktan sonra, Paris seyahatim oldu ve kitapta geçen neredeyse tüm yerleri gezip gördüm.
Sonrasında, aynı yazarın “Melekler ve Şeytanlar” (”Angels and Demons”) kitabını okuduktan hemen sonra, Roma ve Vatikan seyahatim oldu. Yine kitapta geçen her yerleri gezdim.
Şimdi, Dan Brown’ın “Kaybolan Simge” adlı yeni romanının 15 Eylül‘de çıkmasını sabırsızlıkla bekliyorum. Kitabın adı “The Lost Symbol”. Ben “Kaybolan Simge” dedim, ama bakalım Türkçe’ye nasıl çevrilecek. Bazen çok saçma adlar veriliyor çeviri kitaplarına
Şüphesiz ki Dan Brown günümüzün en büyük yazarlarından biri. Bunu kabul etseler de, etmeseler de, okuyucular bilir. Ama kitaplarını okumadan da fikir yürütenleri “boşver”liyorum
Amazon.com‘a bir göz attım. Ohooo, bu kitap basılmadan önce bile çok satıyor. Daha doğrusu, En Çok Satanlar listesinde şimdilik ikinci sırada.