ÇOK DİLLİLİK
Türkçe’nin dışında hangi dilleri biliyorsunuz?
Çağdaş eğitimde ana dilinin dışında başka dillere de önem veriliyor. Eskiden bunlara “yabancı dil” denilirken, günümüzün terminolojisinde bunlara sadece “dil” veya “yeni dil” deniliyor.
Yabancı dil, aslında, yabancıların dilidir. Küreselleşen dünyada hiç kimseyi yabancı olarak görmemek lâzım. Dolayısıyla, hiçbir dil “yabancıların” değil, hepsi insanlığın malıdır.
Bir dil, bir insan demektir. Çok dil bilmek, çok insan olmak, çok dünya yaratmak, çok pencere açmak demektir.
Birden fazla dilin kullanıldığı aileler ve ortamlarda, insanlar daha zeki ve daha becerikli oluyor. Zeki derken, “dilsel zekâyı” (verbal intelligence) kastediyorum. Gerçi, bu çocuklar tek dilli ortamlara kıyasen biraz daha geç konuşmaya başlıyor, ama beyindeki dil merkezleri çok daha gelişmiştir. Bu da, zekânın bir ön koşuludur.
Çok dil bilenlerde dil bilim açısından çok ilginç olan şey, konuşmacının bir dilden diğer bir dile kolayca nasıl geçtiğidir. Bu “kod değiştirme” (code switching) ancak çok ileri derecede birden fazla dil bilen konuşmacılarda görülüyor.
Bugün artık ana dilinden başka bir dil bilmek büyük bir marifet değil. İngilizce’yi bilmek de marifet değil. İngilizce artık bir dünya dili. Asıl mesele, İngilizce’nin dışında başka bir dil bilmektir.
Dil öğrenmek zaman, enerji ve para ister. Ama getirisi inanılmazdır: yeni insan oluyoruz, yeni dünyalar keşfediyoruz, yeni tecrübeler kazanıyoruz.
Tüm dinlerin, pozitif siyasetlerin ve insanlığın amacı da bu değil midir ki?











