4. BOYUT

27 Eylül 2007

ÇOK DİLLİLİK

Kategori: Dil bilimi, Deneme, Zekâ, Eğitim � Oktay Ahmed @ 4:47 pm

diller.jpg Türkçe’nin dışında hangi dilleri biliyorsunuz?

Çağdaş eğitimde ana dilinin dışında başka dillere de önem veriliyor. Eskiden bunlara “yabancı dil” denilirken, günümüzün terminolojisinde bunlara sadece “dil” veya “yeni dil” deniliyor.

Yabancı dil, aslında, yabancıların dilidir. Küreselleşen dünyada hiç kimseyi yabancı olarak görmemek lâzım. Dolayısıyla, hiçbir dil “yabancıların” değil, hepsi insanlığın malıdır.

Bir dil, bir insan demektir. Çok dil bilmek, çok insan olmak, çok dünya yaratmak, çok pencere açmak demektir.

Birden fazla dilin kullanıldığı aileler ve ortamlarda, insanlar daha zeki ve daha becerikli oluyor. Zeki derken, “dilsel zekâyı” (verbal intelligence) kastediyorum. Gerçi, bu çocuklar tek dilli ortamlara kıyasen biraz daha geç konuşmaya başlıyor, ama beyindeki dil merkezleri çok daha gelişmiştir. Bu da, zekânın bir ön koşuludur.

Çok dil bilenlerde dil bilim açısından çok ilginç olan şey, konuşmacının bir dilden diğer bir dile kolayca nasıl geçtiğidir. Bu “kod değiştirme” (code switching) ancak çok ileri derecede birden fazla dil bilen konuşmacılarda görülüyor.

Bugün artık ana dilinden başka bir dil bilmek büyük bir marifet değil. İngilizce’yi bilmek de marifet değil. İngilizce artık bir dünya dili. Asıl mesele, İngilizce’nin dışında başka bir dil bilmektir.

Dil öğrenmek zaman, enerji ve para ister. Ama getirisi inanılmazdır: yeni insan oluyoruz, yeni dünyalar keşfediyoruz, yeni tecrübeler kazanıyoruz.

Tüm dinlerin, pozitif siyasetlerin ve insanlığın amacı da bu değil midir ki?

12 Eylül 2007

YAPRAK DÖKÜMÜ

Kategori: Genel Kültür, Eğlence, Boş Zaman, Edebiyat, Kitap � Oktay Ahmed @ 8:46 pm

yaprak_dokumu.jpg Reşat Nuri Güntekin‘in Yaprak Dökümü adlı eserine göre hazırlanıp günümüze uyarlanan ve Kanal D‘de ekranlara gelen Yaprak Dökümü adlı diziyi zannedersem birçoğunuz biliyor.

Ben genelde televizyon çok az izlerim. Dizi ise hiç.

Etrafımda herkesin bu diziyi izlediğine her gün şahidim. Birkaç defa da kanal değiştirirken birkaçar dakika izlemiştim.

Bu dizide ilgimi çeken tek şey, oyuncuların devamlı ağlamasıdır. İki dakika geçmeden bile, mutlaka birileri avaz avaz ağlar. Aşırıcılığın son perdesi. Pes doğrusu! Bu kadar çok ağlamakla sanat mı olur!?

En büyük felaketlerde bile insanların bu kadar çok ağlamadığını hepimiz biliyoruz.

Bu kadar “yaş” bir diziyi de nasıl izleyebildiklerini ben anlamış değilim…



© Oktay Ahmed, 1997-2008. Powered by WordPress