4. BOYUT

29 Temmuz 2007

VİTAMİN? AMİN!

Kategori: Genel Kültür, Bilim, Deneme, Sağlık � Oktay Ahmed @ 11:43 pm

haplar.jpg Besin, hayatımızın çok önemli bir parçası. Yemek için yaşamayız, ama yiyerek yaşarız.

20 yıl önce vücutçuluğa (body building) başladığımda, suni proteinler almaya başladım. Gerekiyormuş. Böylece ilk defa suni “sağlıklı besin” aldım. Ondan önce hep annemin “sağlıksız” besinlerini yerdim.

İki yıl boyunca günde dört defa 300 ml süte karıştırılmış protein aldım. Unutmayalım, bunun dışında protein yüklü daha üç normal öğün almak gerekiyordu.

Üniversitede işe başladığımdan sonra ise, master ve doktora yükünü ve uykusuzluğu daha hafif atlatmak için, bir sürü vitamin, mineral, antioksidan, kısacası çeşit çeşit renkli multivitamin hapları aldım, bal yedim, süt içtim.

Vitaminler şu veya bu hastalığa karşı iyi gelir denir, ama şu veya bu hastalığa, hatta kansere de neden olur.

vitaminler2.jpg Doktorları dinlersek, tüm gerekli olan vitamin, mineral, protein, probiyotik, omega_bilmem_ne v.s.leri önerilen miktarlarda alırsak, günde en az 10 kilo yememiz lazım. Bu mümkün olmayacağına göre, insanlar haplara başvuruyor.

Aslında bu çok kârlı bir sanayi dalı. Ama her şeyi haplardan alamayız ki. Bazı şeyleri alırız, ama enzimleri ve daha kim bilir başka neleri nereden alacağız?

Vitamin derken, aklıma hep Kraftwerk‘in “Vitamin” parçası gelir. Bu işle gece gündüz uğraşanlar gibi, parçanın sözleri de çok basit:

Kalium Kalzium
Eisen Magnesium
Mineral Biotin
Zink Selen L-Carnitin
Adrenalin Endorphin
Elektolyt Co-Enzym
Carbo-Hydrat Protein
A-B-C-D Vitamin

Birkaç yıl önce Kraftwerk‘in konserine gittim. İnanılmaz bir şey. Hayatımda izlediğim en iyi konserlerden biri. Çağdaş hayatı ve saçmalıklarını ne kadar da iyi yakalayabiliyorlar. Bu parçayı Youtube’da izlemek için resme tıklayın.

kraftwerk_vitamin.jpg İki yıla yakın oldu, artık bu “sağlıklı yaşam biçimi“nden vazgeçmiş bulunuyorum.

Günde bir çeyrek domates de yesem, bir parça kavun da yesem, muzun ucunu da yesem, gerekli olan her şeyimi almışım demek.

Şimdi bu “sağlıksız” yaşam mı? Ben ölmedim. Hatta 40. yılıma girerken, hayatımın en sağlıklı dönemimi yaşıyorum.

Sadece eskisine kıyasen daha fazla su içiyorum. Bunu da modadan değil, böbreğim için yapmam gerektiğini doktorumun söylediği için yapmak zorundayım.

Önceden insanlar bu haplarsız nasıl yaşıyordu ki?

25 Temmuz 2007

J.K. ROWLING: HARRY POTTER’İN “ANASI”

Kategori: Mutluluk, Deneme, Başarı, Edebiyat, Kitap � Oktay Ahmed @ 11:06 pm

J-K-Rowling.jpg J.K. Rowling, “Harry Potter” dizisinin yazarı, geçenlerde dizinin son, yedinci bölümünü yayımladı. Neredeyse aynı zamanda, dizinin beşinci sinema uyarlaması da gösterime girdi.

J.K. Rowling şimdi üzerindeki 17 yıllık baskıdan bir ara dinlenmek istiyor. Sonra da Harry Potter konusunda bir ansiklopedi yayımlayacakmış. Bu fikri çok beğendim.

Bu kadına hayranım! Tamamen sıfırdan başlayıp, bugün İngiltere’de kraliçeden bile daha çok kazanıyor. Oysa başlangıçta yazmak için, bebeğiyle bir kafeye gider, orada bebeği uyuduğunda yazarmış. Belediyeden kendisine verilen tek odalı evde yazmak için şartları yokmuş, maalesef. Harry Potter’la her şey değişti. Şimdiye kadar 1 milyar dolar kazandığı açıklandı! Helâl olsun!

Kocaman Harry Potter kitapları sadece çocuk kitapları değil. Ben bunları okumaktan zevk alıyorum. İngilizce başladım, ikinci bölümünü Makedonca okudum. Kütüphanemde Türkçe olarak ilk iki bölümü de var, ama ben yine de İngilizce orjinallerini tercih ediyorum. Kitaptaki o dili çevirmek mümkün değil. Hele hele kıyaslama imkânınız varsa.

Kitaplar hakkında her zaman tartışma var ve olacaktır. Biri beğenir, diğeri beğenmez. Ama Harry Potter kitapları ileride inanılmaz bir klâsik olacağı şimdiden kesin.

Bugünkü zamanda bir klâsiğin doğmasına şahit olmak, bana göre hayatımızın, yani edebiyat hayatımızın en önemli bir parçası. En azından ben öyle hissediyorum.

24 Temmuz 2007

CEHENNEM GÜNÜ

Kategori: Özel Günler � Oktay Ahmed @ 11:40 pm

42-5_derece.jpg Salı, 24 Temmuz 2007. Cehennem gibi bir gün.

Saat 15‘te evimin balkonunda 42,5 derece ölçtüm. Etraftaki yeşilliklerden olacak ki, resmi olarak Üsküp’te ölçülen 45 dereceden biraz düşük. Evde klima durmadan çalışıyor.

Öğlen sularında dışarıda güneş altında 1,5 saatlik bir işim vardı. Hiç bu kadar sıcak olduğunu hatırlamıyorum. Üsküp hep sıcaktır, ama bana bugün çok, ama çok sıcak geldi. Bunun için evden çıkmamayı tercih ediyorum.

Aslında en büyük “belâ” öğleden sonra oldu. İnanılır gibi değil, ama tüm Makedonya, Arnavutluk, Kosova, Karadağ ve Sırbistan’ın güney bölgeleri tamamen elektriksiz kaldı. Bir düşünün, milyonlarca insan elektriksiz. Bütün ülkeler elektriksiz. Komple.

Elektriksiz kalınca, sular da kesildi. Bu cehennem sıcaklıklarda klimasız ve susuz kaldık. Bu da yetmez gibi, marketlerden su veya başka bir şey alınamadı. Bilgisayarlar çalışmıyor. Bankalar çalışamadı. Bankamatiklerden para da çekemedik. Devlet radyo ve televizyonu dışında, hiçbir radyo ve televizyon kanalı çalışmadı. Çalışsaydı da, kim izleyecekti?

Yeter mi? Yetmedi. Ülkenin bazı kısımları telefonsuz da kaldı. Cepler de çalışmadı.

Neyse, her şey sadece iki saat sürdü, ama o kadar süreceğini nereden bilebilirdik? Amerika’da bu gibi sorunların yaşandığında, elektrikler ancak birkaç gün içinde gelebildi. Ondan korktum. Bütün ülke abluka altındaydı.

İki saat çok değil, ama her dakikası bir ömür gibi geldi.

Bundan sorumlu olan kim? Yunanistan. Balkanların yarısı bundan etkilendi. Ama şimdiye kadar Yunanistan’dan bir açıklama yok…

22 Temmuz 2007

LİMON ELEKTRİĞİ

Kategori: Eğlence, Bilim, Boş Zaman � Oktay Ahmed @ 12:14 am

limon_elektrigi.jpgLimondan elektrik elde edeceğinizi biliyor muydunuz?

Bazıları bunun gerçek olduğunu fizik dersinden bilir. Bilmeyenler ise aşağıdaki deneyi kendileri yapıp, bunun gerçek olup olmadığına kendilerin karar versinler.

Bir limon bile elektrik verebiliyor, ama bu elektriğin voltajı çok düşük olduğu için, birkaç limonla bunu denemek daha iyi.

Bu deney için birkaç adet limon, bakır tel, çelik tel, birkaç parça başka tel ve küçük bir el feneri ampulü gerekiyor.

Limonları yan yana dizin. Tel parçalarıyla birbirlerini bağlayın. Sonlardaki limonlardan birine bakır, diğerine çelik teli bağlayın.

Bakır ve çelik tellerin diğer uçlarını ampule bağlayın. Yandığını göreceksiniz.

Bu elektriğin ne kadar sürdüğünü ölçmedim, ama çalışıyor.

“Limon elektriği” çevreci bir elektrik kaynağıdır. Elektrik kesildikten sonra, limonu yiyebilir veya limonata yapabilirsiniz. Geride kalanı zaten çevreyi kirletmez :D

19 Temmuz 2007

GOOGLE, ANAHTARLARIMI BULSANA

Kategori: Eğlence, İnternet, Bakış � Oktay Ahmed @ 11:49 pm

Şöyle düşünüyordum, 10 veya 20 yıl sonra Google gibi internet devleri hangi yönde gelişecek?

Meselâ, arabanızın anahtarlarını bulamıyorsunuz ve çareyi Google’da arıyorsunuz. Google’a “arabanın anahtarları nerede?” diye soruyorsunuz ve cevabı alıyorsunuz? :D

Şöyle olsa kötü mü olurdu:

google_anahtarlar.jpg

Daha eski yazılar » 

© Oktay Ahmed, 1997-2008. Powered by WordPress