Evet, arkadaşlar, dört gün önce (23 Kasım 2009) bu blogun ziyaretçi sayısı 500.000‘i geçti.
Bu 3 yıl 4 ay zarfının ortalaması, günde 400′ün üzerinde ziyaretçi demektir.
Son bir yılda, dekan yardımcısı görevinden dolayı, neredeyse hiçbir şey yazamamama rağmen, yine de çok iyi bir rakam.
Vaktiyle bazı yazıların günde 3000-3500 okuyucusu vardı!
Şimdi hedef 1.000.000
Bu ara, sağdaki bağlantıların eski olduğunu biliyorum. Kendi blogunuzun listeme eklenmesini isterseniz, bana mail atın.
Listening metal is like overclocking your brain. Simply, you work better.
(4. Boyut)
Aynı şartlar altında bazı insanlar mutlu, bazıları ise mutsuz olabiliyor. Zannedersem, herkes bunun sırrını öğrenmek istemiştir.
Dolayısıyla, 4. Boyut bunu araştırdı ve mutlu insanların beş ortak özelliğini buldu:
- Mutlu insanlar kendilerini mutlu görmek isterler. Diğer insanların kendilerini bir mutlu insan olarak görmesini isterler. Mutlu olduğunuzu düşünmek, mutlu olmanızı sağlar. “Think positive, be positive” sloganından hareketle, “Mutluluğu düşün, mutlu ol” diye bir slogan çıkarıyoruz işte
- Hayatlarını mutluluğa göre tasarlarlar. Hayatta para, güç, mertebe, bilmemneyi çok düşünürseniz, onu elde edersiniz, ancak mutlu olamazsınız. Mutlu olmak için, hayatınızı mutluluğa göre düzenleyiniz. Neyi düşünürseniz, onu elde edersiniz.
- Hayal etmek güzeldir ve hayalsiz bir yaşam insana ne ilerleme getirirdi, ne de ilginç olurdu. Ancak, “ah şöyle olsaydı, böyle olsaydı” gibisinden düşünmek, insanı köreltir ve mutlu olmasını hem engeller, hem de o şansı sıfıra düşürür. Bu hayal mi ki? Bu “ah”lardan hayır gelmez.
- Sosyal aktivite mutluluğun temelidir. Mutlu insanlar, çok sevdiği arkadaş veya yakınlarıyla daha çok vakit geçirirler. Sevdiklerini listenin hep üst sıralarında tutarlar. Hadi bakalım herkes kahve içmeye, oyun oynamaya, gezmeye…
- Çok ilginçtir, ama bazılarımız hep içinde sanki “mutlu olmayı hakketmiyorum” der gibi. Bu sorun, şu sorun varken, mutlu olmayı sanki kendimize yakıştıramıyoruz. Ama aslında mutlu insanlar kendilerinin mutlu olmalarına izin verenlerdir. Siz de diğer insanları düşünmeden, mutlu olmanıza izin verin. Dünyanın sorunları hiç bitmez ki…
Hadi, gülün biraz
Eskiden klasik müzik veya klasiğe geçmiş ve herkes tarafınca kabul edilmiş müzik dinlemenin, üstün zekanın bir alameti olduğu hep iddia edilirdi. Bu artık geçmişte kaldı.
Yapılan yeni araştırmalar, üstün zekaya sahip çocukların heavy metal müziğini daha çok tercih ettiklerini gösteriyor. Bu konuda kısa bir videoyu bu bağlantıdan izleyebilirsiniz.
Neden mi? Heavy metal, insanın strese karşı daha dayanıklı olmasını, dinamik hayat ve hızlı değişen ortamla aynı tempoda hareket etmesini sağlar. Dolayısıyla, insanlar daha sakin, daha mutlu ve çok daha sağlıklı olur.
Bilgisayarcıların deyimiyle, heavy metal insanın beynini “overclock” eder
Demek ki, sinirleriniz bozulmuşsa, depresyona girmişseniz, artık hayattan zevk almazsanız, bir avuç ilaç alacağınıza, heavy metali seçin
Başarı nedir?
Birçoğumuz “en iyi olmak” diyecektir. Bu cevap, kısmen doğrudur. Ancak, “nerede?” sorusu çok önemli.
Yine birçoğumuz “köyde dahi olsa, ağa olma”nın önemini vurgulayacaklardır. Ben buna katılmıyorum.
En iyilerin arasında sonuncu olmak, en kötülerin arasında birinci olmaktan daha iyi.
Bu benim hayat felsefem. Bu benim mutluluğum. Bu benim başarı anlayışım.
Bunun için “köyümde ağa” olarak geçineceğime, en iyilerle yarışmayı severim. Herkes böyle düşünse, dünya yaşamak için çok daha iyi bir yer olurdu.