Facebook‘a geçişim beni sıkmaya başladı. Çok sayıda “arkadaş”ım oldu. Aralık 2009′un sonuna dek, yüzün üzerinde “arkadaş”ı sildim. Ondan önce de bir sürü takip edenimi silmiştim. Facebook daha çok yakınlarım ve tanıdıklarım için kalmalı. Oradaki yorumları herkes okumamalı. Hele hele öğrencilerimin arkadaş başvurularını kabul etmekle, çok yanlış ettim.
Niye farklı dünyaların insanları Facebook gibi sıcak bir ortamda beraber olsun ki?
Ancak, buna rağmen, bir sürü kişi hala Facebook’ta arkadaş başvurusunda bulunuyor. Onları da üzmemek, hele hele saygısızlık yapmak istemiyorum.
Yakın eş-dost grubuna girmeyen, ancak beni takip etmek isteyenlere şimdiden sonra Twitter kapılarımız açık.
Beni izlemek isteyen herkesi kabul edeceğim. Biliyorum, bizlerde Twitter Facebook kadar meşhur değil, ama yapılacak başa çarem de yok. Lütfen anlayış gösterin.
Bunun için, Facebook yerine, Twitter’a gelin. Adresim şu: http://twitter.com/oktayahmed.
Evet, arkadaşlar, dört gün önce (23 Kasım 2009) bu blogun ziyaretçi sayısı 500.000‘i geçti.
Bu 3 yıl 4 ay zarfının ortalaması, günde 400′ün üzerinde ziyaretçi demektir.
Son bir yılda, dekan yardımcısı görevinden dolayı, neredeyse hiçbir şey yazamamama rağmen, yine de çok iyi bir rakam.
Vaktiyle bazı yazıların günde 3000-3500 okuyucusu vardı!
Şimdi hedef 1.000.000
Bu ara, sağdaki bağlantıların eski olduğunu biliyorum. Kendi blogunuzun listeme eklenmesini isterseniz, bana mail atın.
Sosyalleşme derken, günümüzün insanları daha çok elektronik ortamı yeğliyor. Anlayacağınız, e-sosyalleşme. Yüz yüze gelerek, her şeyi açık açık konuşmak yerine, elektronik ortamda her şey çok daha rahat ve güvenli görünüyor.
Bloglar, Facebook, bin bir çeşit messenger’lar bu sebepten dolayı en çok kullanılan siteler arasına giriyor.
Benim açımdan bu farklı oldu. İşlerim yoğunluk kazanınca, bu tür iletişim araçlarını daha sık kullanmaya başladım. Neden mi? İnsanlarla yüz yüze gelmeye daha az vaktim olduğu için
Daha serbest dönemlerimde, bunları daha az kullandım.
Bazı arkadaşlar çok Facebook kullandığım için, çok boş vaktimin olduğunu söylüyorlar. Tam aksine! Gerçek hayatta zaman kazanmak için, buna azıcık zaman ayırmak çok kârlı bir iş oluyor. Herkes ne yaptığını biliyor ve hemen telefona kapılmıyorlar
Bu arada, biz de Facebook’a geçeli, burasını biraz unuttuk galiba
Sağda COPYSCAPE logosuyla, 4. Boyut‘un kopyalamaya karşı denetlendiğini göstermemize karşın, yine de Aylin adında (veya kendini öyle gösteren) bir kullanıcı, MuroForum adı altında ilk defa duyduğumuz bir forumda geçen (Sağlıklı Yaşam Nedir?) yazımızı izinsiz bir şekilde kendi adıyla yayınlamış.
Utanç verici ve her tür ahlaka aykırı olan bu davranışı şu adreste görebilirsiniz.
İnternette kopyalamalar artık sıradan oldu. Bu ahlaksızlık hele hele Türkçe yayın yapan sitelerde çok sık görülmeye başladı. Ancak en azından orjinal yazılara link verilmelidir.
Aylin‘in (ki kız olduğuna şüpheyle bakmak lazım!!!) telif haklarını hiçe sayarak, bütün yazımızı izinsiz ve kaynak göstermeden bir başka yerde yayınlaması, bir takım adli girişimlerde bulunmamıza neden olacak.
Kopyacıya e-mail attık. Bir bakalım bu yüzsüzlüğü nasıl özürleyecek.
Forumlar orjinal yazılarla ayakta kalır. Aksi halde kısa ömürlü olur. Bunu Aylin bilmeli. Bilmediğine göre, yeni bir internet kullanıcısı olmalı. Tecrübeli bir internet kullanıcısı COPYSCAPE gibi bir linkle denetlenen yazıları kopyalamaz, çünkü bunlar çok kolay bulunur.
Herkes COPYSCAPE‘i kullansın artık. Bu ahlaksızlığa hep beraber dur diyelim!!!
Yaratıcı olmayan insanların blog, forum gibi sitelerde diğerlerinden kopyaladığı yazıları kendi adıyla yayınlamaktan artık vazgeçmesi gerekmez mi?
George Orwell‘in “Bin Dokuz Yüz Seksen Dört“ romanını umarım birçoğunuz okumuştur. Kıtabın çok meşhur bir sözü vardı: “The Big Brother is Watching You” (Büyük Birader Seni Gözetliyor).
Günümüzün dünyasında artık insanların evine girmek çok kolay. Hatta, insanlar kendi evlerini veya odalarını dünyaya açarak, özel hayatlarına yabancıların göz atmalarına imkan sağlıyor.
Böyle bir hizmeti Yahoo veriyor: Yahoo! Live. Ücretsiz bir şekilde diğerlerini izleyebilir veya kendinizi yayınlayabilirsiniz.
Eskiden özgürlük, kendi özel hayatını saklamaktı. Bugün ise özgürlük, kendi iradenle özel hayatından vazgeçmektir, galiba
İnsanlar mutlu olunca, neden bu da olmasın?
Ama sapıklaşmayın, sakın ha